Modern hukuk devletlerinde idarenin her türlü eylem ve işlemleri dava konusu edilebilir. Bu yaklaşım ülkemizde de prensip olarak benimsenmekte. Ancak yasa koyucu bazı durumlarda prensibin dışına çıkabiliyor. Ne var ki atalarımız boşuna dememişler, “Yanlış hesap Bağdat’dan döner…” diye.

Evet, Anayasa Mahkemesi Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) “Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları 15 gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler” cümlesini Anayasaya aykırı bularak hükmü iptal etti. Karar da 13 Ekim 2012’de Resmi Gazete’de yayımlandı.

Bilindiği üzere, Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca bina, arsa ve arazi birim değerleri, VUK’un “Emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti, ilanı ve kesinleşmesi” başlıklı maddesine göre tespit edilir.

Emlak Vergisi’ne konu arsa ve arazi metrekare birim değerleri il ve ilçelerde oluşturulan takdir komisyonlarınca her dört yılda bir yeniden belirlenir. Yeni m2 birim değerleri üzerinden ilgili belediyelerce, mükellef olan gerçek veya tüzel kişi adına tarh, yani vergi konulur. Komisyon kararları dört yılda bir alındığından, komisyon kararını takip eden yıllarda ise; m2 birim değerleri Bakanlar Kurulu’nca bir karar alınmazsa bu değerler yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak uygulanır.

İşte, takdir komisyonlarının kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları vergi mahkemesi nezdinde dava açabilmekteydi. Ancak, vergiyi ödemekle mükellef gerçek ve tüzel kişilerin bu takdir komisyonu kararlarına karşı dava yoluna başvurma hakkı engellenmişti.

Bu durumun Anayasa’nın 36 ve 125. Maddesi’ne aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştu.

Sonuçta “doğru” uygulama hayata geçmiş oldu.

Gelelim “Peki şimdi ne olacak?” sorusunun yanıtına. Karar tarihinden sonra takdir komisyonu kararlarına karşı bireysel dava açmanın önünde bir engel kalmadı. Ancak, 2010-2013 yılları arası için tespit edilen m2 birim değerlerine karşı, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği kuralı uyarınca, dava açılması mümkün değil.

2014-2017 yılları için önümüzdeki yıl takdir komisyonları tarafından belirlenecek olan emlak vergi değerlerine karşı isteyen mükellefler ise 30 gün içinde ilgili vergi mahkemelerine itirazda bulunabilirler.

—————–

SGK’dan ‘Ağır’ Ceza!

 

Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılması gerekenlerin sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmesine ilişkin kimlerin yükümlü tutulduğu yasalarda net.

Bağ-Kur’lunun durum ve niteliğine göre; vergi daireleri, esnaf ve sânatkarlar müdürlükleri, ticaret sicil memurlukları,  il veya ilçe mülki amirlikleri, ziraat odaları ya da tarım il/ilçe müdürlükleri bildirimle yükümlüdür. Bu bildirimler ise ilgili kurumlar tarafından elektronik olarak SGK’ya yapılır.

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeliğine seçilen ortakların sigortalılığı için anonim şirketi, sonradan limitet şirkete ortak olan kişilerin sigortalılığı için de limitet şirket ise bildirim yükümlüsü değildir. Böyle olduğu halde bildirim yükümlüsü sayılmayan anonim şirketlerle, limitet şirketlere bir asgari ücret tutarında idari para cezası uygulandığı görülmekte. İdari para cezaları kanunlarda özel olarak düzenlenir. Ceza hukukunun temel ilkesi de bizi doğrular. Türk Ceza Kanunu’nun 2. Maddesi’ne göre, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Hal böyleyken SGK, işe giriş bildirgesi vermeyen limitet şirket tüzel kişiliklerine idari para cezası uygulanmasına devam etmekte. Üstelik SGK olmayan cezayı on kat olarak uygulamakta. Dileğimiz SGK’nın artık durumu gözden geçirmesidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir