‘’Kentsel Dönüşümsüzlük 2015’’

Sevgili dostlar iki bin on beş yılına iki ay var oysa büyük Marmara depremi ardından tam on altı yıl geçti depremin ardından büyük,büyük  laflar edildi koca,koca adamlar bir daha böyle acıların yaşanmaması için acil çözümler alacaklarını böyle acıların bir daha  yaşanmayacağını söylediler.

Deprem değil binalar öldürüyor lafını hep bir ağızdan korolar halinde söyledik  ardından da deprem yönetmeliği gibi şehircilik bakanlığı gibi hayatımıza çok sayıda yeni kavramlar eklendi umutla bunca yıl bekledik.

Kentsel dönüşüm adı altında depremin korkutucu yüzünü dillendirip  paneller düzenleyip  siyasete kurban edildi.

Siyaset üstü birlik ve beraberlik içinde ele alıp şehirlerimizin kentsel tasarımı yapılarak kentsel dönüşüme kavuşması gerekmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda yazdığım makalenin hala güncel olduğunu düşünüyorum bakın yıllar önce ne yazmıştım.

Sevgili dostlar neden makalemin başlığı Türkiye yıkılmasın aslında bu bir feryattır; bu bir çığlıktır daha önce bir makalemin başlığı”” İstanbulu Yıkılmadan Yıkalım”” demiştim günler aylar,yıllar on yıllar geçti Marmara depreminin ardından bir arpa boyu yol alınmadı söylenmelerin yerini söylentiler aldı çare ve çözüm sözlerde kaldı.Bu günlerde yaşadığımız Van depreminde bir kez daha görüldü ki deprem değil güvenli olmayan binalar yapılar öldürüyor ocakları söndürüyor her depremin ardından bilim adamaları yetkililer sorumlular televizyonlarda ve yazılı basında boy boy beyanatlar veriyor olması gereken uygulanması gerekenler yeni bir felakete kadar yerini suskunluğa sessizliğe bırakıyor başta İstanbul olmak üzere öncelikle mevcut yapılar şehirlerde ada,ada yıkılarak çağdaş güvenli dünya kentleri kurulabilir bunlar için kaynak meselesi engel değildir kaynağı kendi içindedir irtifayı iki kat yükselttiğinizde iki kat zemine fazla indiğinizde kaynak sorunu kendiliğinden çözülecektir.

Sevgili dostlar düşünebiliyor musunuz? İstanbul da olası yüksek şiddetli bir depremi? Eğer İstanbul yıkılırsa Türkiye yıkılır böylesine bir felaketi ve  acıyı düşünmek dahi istemiyorum bırakın yıkımı deprem sonrası insanların çadır kuracağı yeşil alanı dahi kalmamıştır tekrar yineliyorum feryat ediyorum ””Türkiye Yıkılmasın”””buradan yetkililere sesleniyorum geliniz bu feryadımızı duyunuz acilen köhnemiş bu binaları yıkalım analarımız babalarımız çocuklarımız enkazların altında kalmasın evlerimiz mezarımız olmasın.

Evlerimiz mezarımız olmamalı kentsel dönüşüm için ayrılacak kaynak enkaz kaldırmaktan daha fazla değildir binalarımızın çoğu ya korezyona uğramış ya ömrünü tamamlamış yada zemin sorunu olan bölgelerde bulunmaktadır yeni yerleşim bölgeleri sağlanabilir şehirlerin tarihi dokusu korunarak süliyetine zarar vermeden yıkıp yeniden imar edilebilir düşüncesindeyim aslında bunları yazmak sana mı kaldı diyenler olabilir hem insani bir feryadımdır hem de mesleğim gereği Marmara Emlak Müşavirleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı sıfatımla kendimi bu makaleyi yazmaya mecbur hissetmemdendir,

Sevgili dostlar İstanbul aslında her anlamda isyan ediyor trafik sorunu otopark sorunu çevre sorunu sağlıklı yaşam İstanbul da artık mümkün değildir bu sorunların tamamı çözülebilir parklar çocuk parkları yaşanabilir bir İstanbul yeniden imar edilmelidir bir turizm kenti olabilir bu aslında İstanbul un feryadıdır acildir çok acildir İstanbul diyor ki ben yıkılmadan yıkın beni bu kaostan kurtarın diyor bende makaleme son verirken yeniden haykırıyorum hiçbir ilimiz hiçbir ilçemiz tek bir evimiz yıkılmasın kimseler ölmesin.

Evimiz Mezarımız Olmasın Türkiye Yıkılmasın.

Saygılarımla
Marmara Emlak Müşavirleri Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Adnan YEŞİLTAŞ

EMLAKÇILAR-BAŞKANI-ADNAN-YEŞİLTAŞ-MARMARA-EMLAK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir