istanbul emlak odası başkanı adnan yeşiltaş cengiz akçakoca

Saygıdeğer meslektaşlarım,

Eğitim yıllarımı takip eden yirmi yıllık bir çalışma hayatının sonunda, uzun süre ayrı kaldığım Beşiktaş’a yerleşme tarihim 1980 yılıydı.. Gazetelerin ilan sayfalarını inceleyerek mesleğime ve kariyerime uygun bir iş arıyordum. Bir ihracat şirketinin önerisini kabul ederek, üç yıl kadar, yurt dışıyla bağlantılı çalıştım ve bu arada, altı ay kadar Finlandiya’da yaşadım. Helsinki’ye ayak bastığım ilk günden; hatta, orada uygun bir daire kiralamak için yaptığım yazışmalardan doğan bir “emlakçılık” sorgusu, beynime yerleşmiş olarak gittim bu Kuzey Avrupa ülkesine. Önceden yazıştığım bir emlak şirketinin elemanı beni havaalanında karşıladı, arabasına bindik ve bir buçuk metre kar bulunan ormanlık ve villalık bir araziden geçtikten sonra bana önceden resimlerini ve detaylarını gönderdikleri, Türkiye’deyken bağlantısını yaptığım daireye gittik. O zamana kadar bir emlakçıyla, herhangi bir şekilde muhatap olmamıştım ve adamın nezaketine ve bilgisine hayran oldum. Bana evimi gezdirdi ve anahtarımı teslim etti, iyi günler dileyerek ayrılıp gitti. O evde hiçbir sorun yaşamadan Finlandiya’da geçireceğim süreyi tamamladım ve bir gün dahi malsahibimi görmedim. Kiramı zaten firmam yatırıyordu ve ben sanki o evin gerçek sahibi gibi yaşadım. Süre dolunca, yine arabasıyla gelip beni aldı, havaalanına kadar götürüp, iyi yolculuklar diledi. Kendisiyle uzun süre haberleştik. Birkaç yıl önce vefat ettiğini öğrendim. Fakat o kişiliği ve emlakçılık vasfının ne olduğu hakkında unutulmaz bir iz bırakmıştı bende..

Yurda döndükten kısa bir süre sonra firmam, uzak bir semte taşınma kararı aldı. Benim, Beşiktaş’tan taa İkitelli’ye gidip gelmem hem çok zamanımı alıyor, hem de yorucu oluyordu. Israrlara karşın, istifa ederek ayrıldım. Yine gazetelerin ilan sayfalarını inceleyip uygun bir iş ararken, “İngilizce Bilen Eleman” arayan bir ilana rastladım. Hem de yeri Beşiktaş’tı.. Adresi aldım ve işyerine gittim fakat hiç de tahmin ettiğim gibi bir yer değildi. Ama, Türkiye’de nasıl emlakçı olunduğunu acı bir şekilde öğrendiğim ilk emlakçılık deneyimim böyle başladı!.. Eski arkadaşlar hatırlarlar.. Daha fazla anlatmama gerek yok. Zaten bunları anlatışımın sebebi, yazıyı uzatmak değil, bir arkadaşınızın hangi şartlar altında emlakçı olduğunu ve bu uzun meslek hayatı boyunca ne gibi deneyimler yaşadığını bilmeniz içindir..

Saygıdeğer arkadaşlar; şimdi, yukarıdaki bütün deneyimlerimi göz önünde tutarak sizlere anlatmak istediğim konuya geçmek istiyorum..

Sözünü ettiğim emlakçının yanında iki üç yıl çalıştım ve hokkabazlığın bin bir çeşidini orada gördüm. Doğal olarak, şartlanmış olduğum, Finlandiya’daki emlakçı ile İstanbul’un bu en seçkin semtlerinden birinde emlakçılık yapan kişiyi bağdaştırabilmeme imkân yoktu. Ben dahil, hemen tüm çalışanlarına kazık atarak, dükkanı borçları ve takanaklarıyla birlikte benim başıma atıp, kayboldu ortalıktan. Hâlâ da yok.. Emanete hıyanet etmemek adına, dünya kadar masraf ettim ve işi sürdürmeye çalıştım. En nihayet, bilmediğim bir konu çıktı ortaya :

Dükkanın on aylık kirası, elektrik,su, internet ödenmemişti!.. Avukatlar vs. Dükkanı boşalttım. Sonrasında tanıdığım ve iş bağlantım olan birçok müşteriyi yüzüstü bırakmamak için çeşitli emlak ofislerinde çalıştım. Rüzgâr beni, Beşiktaş’ın tanınmış emlakçılarına attı! Nihayetinde on yıl kadar önce Adnan Yeşiltaş ile tanıştım. Uzunca bir süre birlikte çalıştık. Bu süre içinde, emlakçılığın sorunlarının içine düştüm. Adnan Yeşiltaş’ın ne kadar idealist bir insan olduğunu, MAREMDER’in kuruluşu sırasında yakından gördüm ve –hepinizin mutlaka zaman zaman yaşadığı mahrumiyetler- içinde dahi çizgisini değiştirmediğine; günlerini MAREMDER’e nasıl harcadığını, İlçede ve meslekte etkili olan kimselere ulaşmakta ne kadar kararlı olduğuna şahit oldum. Gün geldi, yokluğun ve iş kesatlığının son perdesindeyken, bulup buluşturup emlakçı arkadaşlarımızı kahvaltılara çağırıyor, o zamanlarda Emlakçılar Odası ve diğer etkili odaklardaki kişilerin kötü yönetimlerine karşı çataçat bir mücadele veriyordu. Ona omuz verdik, MAREMDER’imiz doğdu, büyüdü, gelişti. Emeği olan tüm arkadaşlarımızın ve Anadolu’nun çeşitli kentlerindeki emlak odalarının ve emlakçı esnafının destekleri sağlandı.. Dost ve arkadaş avukatların, hukukçuların yardımıyla, sahipsiz olan mesleğimizin Türkiye’mizde henüz mevcut olmayan “Emlakçılık Kanunu” hazırlandı ve TBMM’ne sevkedildi. Şu anda revize edilmiş ikinci kanun teklifinin Komisyon’da olduğunu biliyoruz. Biliyorsunuz, emlak sektöründe ekmek, uzun zamandan beri “aslanın midesine” inmiş durumda ve ne kadar eğitimsiz, meslek dışı, bir masa, bir telefonla kayıt dışı emlakçılık yapan kapıcı, bakkal, çakkalın tecavüzü altında. Biz, meslek odalarının; üyelerinin her tür derdiyle ilgilenmesi gerektiğini düşünüyoruz ve maalesef Emlakçılar Odamız, sertifika dağıtmaktan başka bir şeyle ilgilenmemektedir. Biz, emlakçılar için yapılan her tür reklamı hoşnutlukla karşılarız. Ama, sadece TV’lerde boy gösterip, emlakçılıkla ilgili tek bir laf etmeyen yöneticileri de yetersiz buluyoruz. Oda seçimlerine kadar zaman zaman görüşeceğiz. Emlakçı arkadaşların çoğu, birbirini tanır. Şimdiki oda başkanımız da sevdiğimiz bir arkadaşımızdır, fakat bu bir hizmet yarışıdır. Emlakçılığın sorunlarıyla uğraşacak ve bizleri bir adım daha yasal serbestiye kavuşturacak olan bir Oda başkanına ihtiyacımız vardır. Bu kişinin, Bugüne kadar emek verdiği MAREMDER’in yapısında kanıtlayan ADNAN YEŞİLTAŞ olduğuna ve hepimizin sorunlarını, yapıcı ve aydınlık kafa yapısıyla, herkesten iyi başaracağına inanıyor, sizlerden destek bekliyorum..

Sevgi ve saygılarımla..

CENGİZ AKÇAKOCA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir